Blog

Motorlu Pizza Kuryesi’nin Acı Sonu

1 Yorum

Üsküdar’da polis otosuna çarparak yoldan geçen İETT otobüsünün altına giren motosikletli kurye hayatını kaybetti. Edinilen bilgiye göre kaza, Üsküdar Selmani Pak Caddesi üzerinde akşam saatlerinde meydana geldi.

Aldığı pizza siparişini verilen adrese teslim etmek üzere yola çıkan 34 EH 7234 plakalı motosikletli kurye Abdurrahman Siner (41), cadde üzerinde hareket halindeki 34 A 97156 plakalı asayiş görevi yapan ekip otomobiline arkadan çarptı. Çarpmanın etkisiyle savrulan motosikletli sürücü, Üsküdar Libadiye hattında çalışan Abdullah Özer’in (35) kullandığı İETT otobüsünün altına girdi. Olay yerinde hayatını kaybeden Siner’in cesedi yapılan incelemelerin ardından Haydarpaşa Numune Hastanesi morguna kaldırıldı.

Bir lokantada çalıştığı öğrenilen Abdurrahman Siner’in evli ve 2 çocuk babası olduğu öğrenildi. Olayı gören vatandaşlar, “Polis arabası aşağıya doğru iniyordu. Üstten gelen motosikletli polis arabasının arkasına çarptı ve karşıdan gelen belediye otobüsünün altında kalarak hayatını kaybetti” dedi. Kazanın ardından İETT otobüsü sürücüsü ifadesi alınmak üzere polis merkezine götürüldü. Kazayla ilgili soruşturma başlatıldı. (Kaynak: IHA)

Kurye Trafiği – Yazan: İclal Aydın.

İstanbul’un her yerindeler. Vızır vızır arabaların arasından, sağdan soldan fırlayıp gaza basıyorlar. Sadece İstanbul değil, eve sipariş alışkanlığının giderek geliştiği bütün büyük şehirlerde görüyoruz onları.

Altlarında birer scooter, kafalarında bir kask, arkalarında bir yiyecek kutusu, verilen adreslere yetişmeye çalışıyorlar. Pizzacılardan, tostçulardan, kebapçılardan, marketlerden fırlıyor, şehrin caddelerine dağılıyorlar.

Hepsi gencecik çocuklar…

Bazen nereden çıktıklarını bile anlamıyorsunuz. Hele hava kararmışsa, bir de yağmur varsa beklenmedik fırlayışları insanın aklını alıyor… Vın, vııın geçiyorlar. Kızıyorsunuz, söyleniyorsunuz, bağırıyorsunuz… Yapıyoruz hepimiz…

***

Şişli’de bir devlet hastanesinin acil servisinde gördüklerini anlatıyor bir hanım…

İki kurye aynı anda gelmiş acil servise. İki çelimsiz, genç çocuk. Birinin kolu boydan boya yırtılmış, dikiş atarlarken “abi çok hasar yok motorda merak etme” diyormuş telefonda. Diğeri “müşterinin pizzası kaldı, yetiştiremedim haber vermem gerek müdürüme” diyormuş.

Anlatan hanım o kadar üzülmüş ki kulak misafiri olduklarından, kendisini başlarına gidip ilgilenmek zorunda hissetmiş. Asgari ücretle çalışan bu gençler her tür hasardan kendilerinin sorumlu olduklarını, araçlarına gelen hasarın ya da yetiştiremedikleri pizzanın bedelinin maaşlarından kesildiğini söylemişler. Doktorlarsa acil servise haftada beş altı kurye kazası geldiğini, gençlerin halinin çok içleri acısı olduğunu söylemiş.

“O gün bugündür pizza yiyemiyorum, telefonla hiçbir şeyi sipariş edemiyorum. Televizyonda o pizzanın yarım saatte gelmezse ikincisi bedava reklamını görünce perişan oluyorum. Yemeyiverelim o pizzayı” diyordu…

***

Bu sabah erkenden en bilinen isim ve o reklamın sahibi olduğu için Dominos Pizza’nın genel müdürlüğünü aradım. Önce pazarlama direktörleriyle, ardından Dominos Pizza Genel Müdürü Aslan Saranga ile görüştüm.

Aslan Bey sorduğum soruları nezaketle dinledi ve tek tek yanıt verdi.

Öncelikle “Hayır, kullandıkları motorlardaki hiçbir hasar ve yiyecekle ilgili hiçbir zarar kuryenin ya da çalışan elemanın ücretinden kesilmiyor” dedi. Sonra da anlatmaya devam etti.

“Dominos Pizza’da 2 bin çalışan var ve tamamı sigortalı. Terfi eden elemanlarımızın özel sağlık sigortası da yapılıyor. Tüm kazalar kayıt altındadır ve geçen bir yıl içinde sadece beş kurye küçük kaza yapmıştır. Pizzanız yarım saate kapınızda servisi tüm dünyada ancak uygulanabilir sınırlarda ve zaman diliminde söz konusu olmaktadır. Pizzanın hazırlanması, pişmesi ve paketlenmesi 12-13 dakika sürer. Normal trafikte beş dakikada ulaşılabilecek mesafeye servis verilir. Yağışlı havalarda ve belli saatler dışında bu servis verilmez.

Ancak marka bilinirliğimiz sebebiyle son yıllarda giderek artan hemen her firmanın kurye servisleriyle ilgili sorunlar sanırım size bizim adımızla yansıtıldı. Unutulmamalı ki Türkiye’de motorlu kuryeler trafiğin içinde olmaması gereken araçlarmış gibi muamale görmekte ve yol alma hakları, trafikteki varlıkları sorgulanmaktadır. Bizim kuryelerimiz içinde bugün müdürlüğe hatta dükkân sahipliğine yükselenler olduğunu da belirtmeliyim” dedi.

***

İki yıl kadar önce kızımı hastaneye yetiştirmeye çalışırken önüme fırlayan bir kuryeye çarpmıştım. Şükür bir yerine bir şey olmamıştı ama o gencecik çocuğun “abla ne yaptın, gitti motor, ben şimdi ne yapacağım” diye ağlamaya başlamasını unutamıyorum… Önce yaralanmadığı, bir yerinden kan akmadığı, başını çarpmadığı için rahatlamış sonra önüme fırladığı için müthiş öfkelemiştim… Ama o gözyaşları…

Bir yanda arabada kusan ateşler içindeki kızım ağlıyordu, bir yanda kaldırıma oturmuş kurye çocuk… O anda kızımdan farkı olmayan o çaresiz, korkmuş gencin çökmüş omuzları içimi acıtmıştı… Sorun değil, hallederdik motorunu da… O gözyaşları küçük bir hayatın, büyük bir çaresizliğin, içinde bir yerde birikmiş şimdi dışarı sızan korkusuydu. Yarım kalmış okulun, eve gidecek üç kuruşun, pamuk ipliğindeki hayatının bıkkınlığıydı…

Hiç unutmadım o gözleri… Kızmayın o kurye çocuklara.. Hele yağmur yağıyorsa.

İlgili Yazılar:

  1. Üniversiteli Bombacı Yakalandı
  2. Trafikte Kırmızı Işık İhlali ve Yayanın Acı Sonu
  3. Kavgacı Turist Sınırdışı Edildi

Paylaş